Şerifi’nin Mesâlik ve’l-Memâlik Çevirisi Üzerine Bazı Düşünceler (Bolonya Üniversitesi Ms. 3611)
İslam Sanatı ve Mimarisi Bölümü Öğretim Görevlisi | Oxford Üniversitesi | Asya ve Orta Doğu Çalışmaları Fakültesi Khalili Araştırma Merkezi | Oxford | Birleşik Krallık https://ror.org/052gg0110
Anahtar Kelimeler: Resimli Yazma, Osmanlı Sarayı, 16. yüzyıl, İstahri, Şerifi, Mesâlik ve’l-Memâlik (Yollar ve Ülkeler), Gazanfer Ağa, Kadim Coğrafya.
Özet
Bu makale, Bolonya Üniversitesi Kütüphanesi’nde 3611 numara ile kayıtlı olan ve Orta Çağ İslam dünyasının en yaygın coğrafya eserlerinden İstahri’nin Kitāb al-Masālik wa-l-Mamālik (Yollar ve Ülkeler) adlı eserinin bilinen tek Türkçe resimli kopyasını tanıtmaktadır. Şerif bin Seyyid Muhammed (Şerifi) tarafından 1598 yılında, dönemin önde gelen devlet adamı ve sanat hamisi Kapı Ağası Gazanfer Ağa’nın (ö. 1603) aracılığıyla hazırlanan çeviri metin, dönemin bir diğer önemli devlet adamı Nakkaş Hasan Paşa’nın geliştirdiği üslub üzere resimlenmiştir. Tercüme-i Mesâlik ve’l-Memâlik, özellikle III. Mehmed Dönemi’nde (1595-1603) sarayın kültürel üretiminde önemli rol oynayan bu üçlünün ortaya çıkardığı diğer projelere kıyasla daha az bilinmektedir. Yazmanın kodikolojik özellikleri ve üretim koşullarını ayrıntılı biçimde inceleyen bu makalenin temel amacı, Bolonya nüshasının eşzamanlı olarak üretilmiş iki kopya içerdiğini ortaya koymaktır. Bu kopyalardan birinin Sultan III. Mehmed, diğerinin ise Gazanfer Ağa için hazırlandığı anlaşılmaktadır. İki nüsha arasındaki farklara mümkün olduğunca işaret edilmekle birlikte, mevcut eserin limitleri sebebiyle kapsamlı bir karşılaştırma ileride yapılacak çalışmalara bırakılmıştır. Metin ve resimlerin ilk incelemesi, Gazanfer Ağa için hazırlanmış nüshada kadim coğrafyaya duyulan ilginin daha belirgin olduğunu düşündürmektedir. Son olarak çalışma, tek bir resimli yazmanın fiziksel ve görsel nitelikleri ile yazılı ve görsel içeriğine kapsamlı bir şekilde odaklanmanın, 16. yüzyıl Osmanlı sarayında üretilen resimli kitapların yapım süreçleri, işlevleri ve kullanımları ile saray çevresinin entellektüel dünyasını daha geniş bir çerçevede anlamaya nasıl katkı sağlayabileceğini dair bir kesit sunmaktadır.

