ISSN: 1301-255X
e-ISSN: 2687-4016

Saliha Tanık1, İlyas Can Hergül2

1Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Ankara Türkiye https://ror.org/05mskc574
2Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Balkan Çalışmaları Doktora Programı Ankara Türkiye https://ror.org/01wntqw50

Anahtar Kelimeler: Ankara, Sivil Mimari, Geleneksel Konut Mimarisi, Abidin Paşa, Abidin Paşa Köşkü.

Giriş

Bu çalışmada Ankara’da Abidin Paşa semtine adını veren Abidin Paşa’ya ait köşk yapısı, mimarlık ve sanat tarihi yönünden anlatılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın içeriğini zenginleştirmek için Abidin Paşa’nın hayatı, hizmetleri ve vali ikametgâhı olarak kullanıldığı dönemden itibaren köşkün tarihsel hikâyesini ele alan yayınlar tetkik edilmiştir (Gülenç İğdi, 2013; Kırpık &Yavuz, 2023; Güler, 2002). Bu bağlamda öncelikle Ankara kentinin döneminde modern bir görünüm kazanmasında önemli hizmetleri olan Abidin Paşa ve kısa hayat öyküsü ele alınmıştır. Çalışmaya konu olan Abidin Paşa Köşkü ise mimari betimleme, plan ve cephe düzenlemesi, bezeme, malzeme ve teknik yönden incelenerek söz konusu yapının geleneksel konut mimarisi içindeki konumu irdelenmiştir. Buradan hareketle bina, değişen süreç içerisinde aldığı dönem ekleri ve özgün mimari elemanların kaldırılması noktasında tetkik edilmiş ve aslî halinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda çeşitli görsel veriler ışığında analizlerde bulunularak köşkün, Türk konut mimarisindeki yeri bütüncül bir gözle ele alınarak yorumlanmıştır.

Çalışmada Ankara kent tarihi için önemli bir yeri olan Abidin Paşa Köşkü’nün günümüzde modern bir müzeye dönüşme hikâyesine de yer verilmiştir. Kültürel miras değeri olan yapıların asıllarına uygun olarak restorasyonunun ve yeniden işlev kazandırılarak yaşatılmasının önemine dikkat çekilmiştir.

Çalışma kapsamında Abidin Paşa Köşkü’nde yerinde incelemeler yapılmıştır. Alandaki incelemeler öncelikle raporlaştırılmış ve çekilen fotoğraflarla desteklenmiştir. Sahadaki köşk yapısı ve mahalinin teknik incelenmesine ek olarak rölöve ve restarosyon projeleri incelenmiştir. Yapıyla ilgili tarihi görsellere çeşitli kurum ve şahıs arşivlerinin koleksiyonlarından ulaşılmıştır. Ayrıca, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Çankaya Belediyesi arşivinden yapının korunması gerekli kültür mirası olarak tescil ediliş süreci takip edilmiştir.

1. Abidin Paşa ve Kısa Hayat Öyküsü

Abidin Paşa, 1843 yılında günümüzde Yunanistan sınırları içerisinde bulunan Preveze’de doğmuştur. Babası Arnavutluk’un Çamlık bölgesinin ileri gelen ailelerinden birinin mensubu olan Ahmet Bey (Dino), annesi ise yine Arnavutluk’ta yaşayan Çapar ailesinden Saliha Hanım’dır. Babasının ölümünün ardından (1849), annesi tarafından büyütülmüştür. Erken yaşlarda başladığı medrese eğitimi ile Arapça ve Farsça’yı öğrenmiştir. Bu dillere ilaveten Fransızca ve İtalyanca da öğrenmiştir (Kırpık & Yavuz, 2023, s. 688 ). 1863 yılında ilk defa yirmi yaşında payitaht İstanbul’a giden Abidin Paşa, bir sene sonra saray muhafızlığı kapsamında “Silahşor” olarak ilk devlet görevine başlamış, daha sonra mesleki safahatına mülkiye sınıfında devam etmiştir. Preveze’deki ilk mutasarrıf muavinliği görevinin ardından kısa bir süre kaymakam yardımcılığı yapmış, ardından aldığı terfi ile öncelikle Narda’da, daha sonra sırasıyla Tokat (Erbaa) ve Tekfurdağı’nda (Tekirdağ) kaymakamlık yapmıştır. Osmanlı-Rus Harbi’nin sonlarına doğru Borsa Komiserliği görevinde bulunan Abidin Paşa’nın 1878 yılından sonra birinci derece rütbelerle sınır ve ıslahat işleri komiserliklerinde görevlendirilmesi, merkezi yönetimin kendisine duyduğu güvenin pekiştiğini gösterir niteliktedir. Selanik Valiliği sırasında II. Abdülhamid tarafından hariciye nazırlığına getirilse de, Kadri Paşa Hükümeti’nin istifası nedeniyle bu görevi yalnızca üç ay sürdürmüştür ( Gülenç İğdi, 2013, s. 228- 230). Abidin Paşa, bir yıl sürecek olan (1884-1885) Sivas valiliği görevini sürdürürken 1886 yılında becayiş yoluyla Ankara valiliğine atanmıştır. Ankara Valiliği görevinin ardından Cezayir-i Bahr-i Sefid valiliğine atanan ve takip eden süreçte de önemli devlet görevlerinde bulunan Abidin Paşa 1906 yılında İstanbul’da vefat etmiştir (Gülenç İğdi, 2013, s. 230) (Şekil 1).

2. Abidin Paşa Dönemi’nde Ankara’nın Gelişimi

Abidin Paşa’nın yaşadığı dönemin geneline bakıldığında Osmanlı kentleri, 19. yüzyılda gerçekleşen siyasi ve sosyal değişimler sonucunda yeni bir sürece girmiştir. Bu süreçte klasik dönemin ulu cami çevresindeki çarşı ve bedesten temalı kent dokusunun aksine dönemin modernleşme hareketi etkisinde hükümet konakları ve belediye binaları kent merkezinin nüvesini oluşturmuştur (Uçaryiğit, 2017, s.51). Yeni yönetim biçimleri, özellikle 1830 sonrasında İstanbul’da Türk-İslam mimarisinden kopukluk yaşanmasına ve yeni binaların yapılmasına neden olmuştur (Çelik, 1996, s. 2). 19. yüzyılın bu nedenle kent yapılaşmasında bir çağın başlangıcı olduğu kabul edilir. Nitekim bu çağın yeni kent politikaları, İslam hukukuna bağlı şehir yönetim anlayışından uzaklaşarak Avrupa etkisinde çağdaş yeni yönetim biçimlerine yakınlaşmıştır (Çelik, 1996, s. 2). Yeni şehir yönetim anlayışını benimseyen merkezi hükümet, taşrada gücünü pekiştirmek amacıyla ülkenin imar ve bayındırlık hizmetlerini geliştirmiş bunun sonucunda İmparatorluğun bütününde yol, okul, hastane yapımları hızlanmıştır (Gülenç İğdi, 2013, s. 226). Dönemin büyük imar faaliyetlerden biri de demiryollarının inşasıdır. Buna bağlı olarak II. Abdülhamid döneminde gar binaları adıyla yeni bir bina tipi ortaya çıkmıştır (Kolay, 2018, s. 59-60). Konut mimarlığında ise Avrupa’ya öykünme başlamış, İstanbul, Ege bölgesi ve Ege adalarında görülen sıra evleri geleneksel kentin görünümünü değişikliğe uğratmıştır (Kuban, 2007, s. 648). Fakat bu değişimler devam ederken kentleşme olgusunun etkisiyle açık hayatlı evlerde bir takım inançsal gereklilik ile içe dönüklük oluşmuş bunun sonucunda simetrik ve birbirine dik aks üzerinde gelişen konut planı ortaya çıkmıştır (Kuban, 2007, s. 482).

1873-1875 yılları arasında, Ankara’nın kötü iklim koşullarına bağlı olarak meydana gelen kıtlık, şehrin sof üretiminin düşmesine neden olmuş (Aktüre, 1978, s. 56) ayrıca burada yaşayan 18.000 kişinin ölümüne ve kalan halkın göç etmesine yol açmıştır (Burnaby, 1877, s. 133). 1835 yılında kenti ziyaret eden Texier, Küçük Asya’nın en kalabalık şehri olmasına rağmen sokaklarının hüzünlü olduğunu belirtir (Texier, 2002, s. 469). Fakat 19. yüzyılın ikinci yarısında gerçekleşen şehrin karayolu ticareti sayesinde Anafartalar Caddesi’nden Karaoğlan Çarşısı ve batıda Taşhan’a uzanan yeni bir ticari merkez meydana gelmiştir (Şahin Güçhan, 2001, s. 142-143). Abidin Paşa’nın Ankara valiliği döneminde Ulus ve civarındaki yeni yapılar da bu gelişime katkı sağlamıştır. Ankara Sultanisi (Taş Mektep) (1887), Gureba Hastanesi (1891), Posta Binası, Osmanlı Bankası (1893), Vilayet Binası (1897), Dar’ül-Muallimin Mektebi (1900), Hamidiye Sanayi Mektebi (1907), İttihat ve Terakki Cemiyeti Kulüp Binası (I. Türkiye Büyük Millet Meclisi Binası, 1915-1920) şehrin dikkat çekici yapıları haline gelmiştir (Peker, 2017, s. 19).

Ankara’da vali konağı olarak hizmet veren Hacı Abdi Konağı’nın (1824) çevresindeki kamusal site oluşumu 20. yüzyıl başlarına kadar sürmüştür. Sonrasında inşa edilen Hükümet Konağı ise Ankara Valisi Abidin Paşa’nın girişimiyle 1892 yılında tamamlanmıştır (Uçaryiğit, 2017, s. 61-63). Abidin Paşa’nın valiliği sırasında (1886-1894) demiryolunun Ankara’ya ulaşımı sağlanmış, şose yollar düzenlenerek kilometrelerce yolun onarımı yapılmış ve köprüler ıslah edilmiştir. Paşa, Ankara’nın en büyük sorunu olan kuraklığa karşı Elmadağı ve Hanımpınarı mevkilerinden şehir merkezine demir borularla su getirilmesini sağlayarak kent içinde birçok çeşme ve şadırvan yapıları inşa ettirmiştir. (Gülenç İğdi, 2013, s. 236, 242). Eğitim politikaları çerçevesinde bir Dar’ül-Muallimin, kız ve erkek çocuklar için Hamidiye olarak bilinen dokuz rüştiye (ortaokul) ve birçok ilkokul binası yaptırmıştır (Gülenç İğdi, 2013, s. 244; Kırpık & Yavuz, 2023, s. 691-692). Ayrıca çamur sıvalı evlerin dış cephelerini kireçle badana yaptırarak kent estetiğine katkıda bulunmuştur (Gülenç İğdi, 2013, s. 243).

3. Abidin Paşa Köşkü’nün Tarihsel Yönden İncelenmesi

Abidin Paşa’nın gelişimi için yoğun mesai harcadığı Ankara’da, kente hâkim bir tepe üzerinde vali ikametgâhı olarak bilinen köşkü inşa ettirmiştir. Söz konusu yapıda vali konakladığı için bir dönem idari işlerin burada görüşüldüğü bilinmektedir. Köşkler, genel olarak birkaç saat ya da birkaç gün oturmaya yarayan binalar olup, özellikle 19. yüzyıl ile birlikte hafif malzemelerden inşa edilmiştir (Eldem, 1984, s. 158). İstanbul’daki çağdaşlarının aksine Abidin Paşa Köşkü, daha mütevazı bir şekilde tasarlanmış olup Ankara’nın 19. yüzyıl geleneksel konut mimarisinin özelliklerini taşımaktadır. Söz konusu bu köşk, şehrin geleneksel Türk evi mimarisine uygun şekilde, iki katlı olarak tasarlanmıştır. Köşkün plan tipi ve mimari tasarımında söz konusu devamlılık hissedilmektedir. Bunun yanında dönemin belirleyici mimari üsluplarından da etkilenildiği aşikârdır. Paşa’nın, ikametgâhı için temiz ve sağlıklı hava dışında bu bölgeyi seçmesinin nedenleri üzerinde durulabilir. Abidin Paşa Köşkü’nün kuzeybatı yönündeki Abidin Paşa Parkı’ndan tüm eski Ankara, kuşbakışı olarak izlenebilmektedir. Cebeci sırtlarından Ulucanlar, Hamamönü, tarihi Kayabaşı Mahallesi, tam karşıda tüm ihtişamıyla Ankara Kalesi ve Hıdırlık Tepesi görülebilmektedir. Öyle ki kalenin surları ve hisar içinin bile rahatlıkla gözlemlendiği söylenebilir. Bahsedilen tarihsel doku düşünüldüğünde Paşa’nın burayı tercih etmesi tesadüfi değildir. Ayrıca bu durum, Paşa’nın resmi görevi göz önüne getirilirse devlet stratejisiyle de ilişkilendirilebilir.

Günümüzde, etrafında oluşan yeni yapılaşma ile birlikte köşkün çevresiyle oluşturduğu organik bağ zarar görmüştür. Ankara Kalesi’nden çekilmiş eski tarihli bir fotoğraf incelendiğinde yapının yer kapladığı tepe sırtlarının boş olduğu ve çevresinde kentsel dokunun oluşmadığı anlaşılmaktadır (Şekil 2).

Söz konusu yapı, Ankara’da önemli hizmetlerde bulunmuş dönem valisinin ikametgâhı olması ve tarihi süreç içerisinde önemli işlevlerde kullanılması nedeniyle ayrıcalıklı bir konumdadır. Abidin Paşa Köşkü, Paşa’nın ölümünden altı yıl sonra 1912 yılında faaliyete başlayan Jandarma Karakol Kumandanları Mektebi’ne dönüştürülmüştür. Köşk, etrafına inşa edilen yeni barakalarla bu tarihten itibaren askeri amaçlarla kullanılmaya başlanmıştır. 1923 Nisan ayına kadar “talimgâh” olarak kullanılan bina, 1 Nisan 1923’te yapılan tören ile “Harp Okulu” olarak hizmet vermeye başlamıştır. Harp okulu, 1 Eylül 1923’te İstanbul’a taşınmıştır (Güler, 2002, s. 432-434; Kırpık & Yavuz, 2023, s. 706-707 ). Askeri yapılarla birlikte köşkün çevresinin bir tür askeri yerleşkeye dönüştüğünü söylemek mümkündür (Kırpık & Yavuz, 2023, s. 695). 1920’li yıllara ait fotoğraflar incelendiğinde geniş bir arazide konumlanmış köşkün çevresinde günümüze ulaşmamış yapıların varlığı fark edilmektedir (Şekil 3-4). Köşkün Sınıf-ı Muhtelife Zabit Namzetleri Talimgâhı olarak kullanıldığı döneme ait tarihi fotoğraf incelendiğinde güneybatı yönünde askeri amaçlarla tahta bir köprünün yapıldığı anlaşılmaktadır (Şekil 5).



Abidin Paşa Köşkü ilk olarak Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 22.07.1983 tarihli kararıyla “korunması gerekli eser” olarak tescil edilmiştir. Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarının Koruma Kurulu’nun 15.06.1988 tarihli kararıyla ise yapının koruma derecesi olarak belirlenmiştir. Tapu senedindeki vasfı “kışla ve garaj” olarak belirtilen köşk, 24.06.1994 tarihinde Maliye Hazinesi tarafından Çankaya Belediyesi’ne devredilmiştir. 1965 tarihli hava fotoğrafında köşkün tapu belgesinde belirtilen vasfına uygun bir şekilde kışla ve garajları içeren bir askeri kampüs olarak yapılandırıldığı anlaşılmaktadır. 1992 yılında ise Abidin Paşa Köşkü ve çevresindeki ek yapıların ve garaj yapılarının varlıklarını sürdürdüğü gözlenmektedir (Şekil 6-7). 2009 yılında yapılan karşılıklı protokol ile Çankaya Belediye Meclisi’nin 06.01.2009 gün ve 17 sayılı kararı ile Abidin Paşa Köşkü, Çankaya Belediyesi tarafından Ankara Kulübü Derneği’ne kiralanmıştır. Bu dönemde yapının sivil toplum örgütü sosyal tesisi olarak kullanıldığı bilinmektedir.


4. Abidin Paşa Köşkü’nün Müze Olarak İşlev Kazanması

Çankaya Belediye Meclisi, 10.10.2022 tarihinde restorasyon, inşaat, yapım, bakım, onarım süreçlerini takiben köşkün “Abidin Paşa Köşkü Kurtuluş Savaşı Müzesi” olarak yeniden işlev kazanmasını kararlaştırmıştır (10.10.2022 tarih ve 2022-645 sayılı meclis kararı). Belediye Meclisi’nin 07.04.2023 tarihli birleşiminde ise müzenin isminin “Abidin Paşa Köşkü Milli Mücadele Müzesi” olmasına karar verilmiştir (07.04.2023 tarih ve 2023-205 numaralı karar). Abidin Paşa Köşkü’nün müze olarak kurulması için Çankaya Belediyesi tarafından yaptırılan rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü tarafından 13.04.2023 tarihinde onaylanmış ve bu doğrultuda ilk çalışmalar başlamıştır (13.04.2023 tarih ve 3502 sayılı kurul kararı). Yapıda başlatılan restorasyon, tamirat-tadilat ve müze kurulum çalışmalarının ardından 24.01.2024 tarihinde Çankaya Belediyesi Abidin Paşa Köşkü Milli Mücadele Müzesi faaliyetlerine başlamıştır.

Hazırlanan rapor ve projeler uyarınca yapının interaktif kullanıcı deneyimini hedefleyen yeni fonksiyonu için mimari planlamada değişikliğe ihtiyaç duyulmamış, yapının hâlihazırdaki vaziyeti ile restore edilmesi uygun görülmüştür. Köşkün müze olma sürecinde yerinde yaptığımız incelemeler sonucunda bir takım değişiklikler tespit edilmiştir. İç kısım restorasyon müdahaleleri çerçevesinde, zemin sulanması riski doğuran mutfak bölümü kaldırılmış, bu bölüm müze teşhir odasına çevrilmiştir. İç mekândaki tüm ahşap zeminler yatay taşıyıcıların sağlamlıklarının anlaşılması ve müze için gerekli olacak elektrik, iklimlendirme vb. tesisatlarının döşenebilmesi için tamamen sökülmüştür. Asıl zemin üzerine, taşıyıcı unsurları göz önünde bulundurularak yeni ve özgün görünümlü ahşap zemin montajı yapılmıştır (Şekil 8). Yapıda, özgünlüğünü koruyan iç mekân tavan döşemelerine müdahale edilmemiştir. Köşkün dış cephesinde bulunan ahşap çıtalar ise yoğun deformasyona uğramaları nedeniyle değiştirilmiş, yine pencerelerde özgün görünümü gölgeleyen demir korkuluklar kaldırılmıştır (Şekil 9). Köşkün özellikle çatı bölümü tamamen onarım gerektirmiştir. Mevcut çatı, genel görünüm bozulmadan yeni yalıtım unsurları uygulanarak onarılmıştır.


Müze, dijital uygulamaların hâkim olduğu interaktif bir müze olarak tasarlanmıştır. Müzede bulunan her bir oda dijital etkileşimli duvarlar, dokunmatik ekranlar, hologram ve gösterimlerin bulunduğu teşhir bölümleri olarak tasarlanmıştır. Müzedeki interaktif duvarlar, ziyaretçilerin bilgilere dokunarak, görerek ve duyarak ulaşabilecekleri bir deneyim imkânı sunmaktadır. İnteraktif duvarlar sayesinde ziyaretçiler günümüzdeki tiyatro oyuncuları tarafından canlandırılan Abidin Paşa ve Milli Mücadele’nin önemli aktörlerinin ağzından dönemleri ve hizmetleri hakkında bilgi edinebilmektedir. Ziyaretçiler müzede bulunan kaydırmalı ekranlar sayesinde, bu ekranları istedikleri bölümlere kaydırarak bilgileri görüntüleyebilmektedir. Bu anlatımı kongreler ve işgaller dönemini anlatan dokunmatik ekranlar ve film gösterimleri desteklemektedir. Müzede bulunan üç boyutlu hologram odası ve boyama yansıtıcıları ziyaretçilere dijital deneyim anlamında güzel örnekler sunmaktadır.

5. Abidin Paşa Köşkü’nün Mimari ve Sanat Tarihi Yönünden İncelenmesi

5.1. Yeri ve Konumu

Köşk, Çankaya ilçesi, Ertuğrulgazi Mahallesi sınırlarında Akdere Caddesi, Münzeviler Sokak’ta yer almaktadır. Binanın bulunduğu parselde doğal özelliği korunan ayrı bir park alanı bulunmaktadır. Günümüzde Abidin Paşa Parkı olarak adlandırılan bu yer, çevre düzenlenmesiyle birlikte halka açık yeşil alan olarak değerlendirilmektedir. Eserin kuzeydoğu yönünde işlek bir cadde gözlenmektedir. Köşk etrafının ise çeşitli konut ve iş yerleriyle çevrildiği anlaşılmaktadır. Köşk, 1. doğal sit alanı içerisinde olup 2984 ada ve 6 nolu parsel sınırlarında kalmaktadır. Yapının askeri nedenlerle kullanılması nedeniyle çevresine inşa edilen askeri müştemilatlar günümüzde yer almamaktadır. Cadde üzerinde bulunan Ankara Asker Alma Bölge Başkanlığı, yapının askeri dönemindeki etkisini göstermektedir (Şekil 10).

Yüksek bir tepe üzerinde ve geniş bir arazi içinde konumlanan binanın kuzeybatı yöndeki taş basamaklı merdivenlerinden avluya inilmektedir (Şekil 11). Avlunun merkez aksında sekizgen bir havuz ve güneybatı istikametinde yapıdan yaklaşık 25 metre ötede tarihi bir çeşme göze çarpmaktadır (Şekil 12).


5.2. Mimari Tanım ve Cephe Özellikleri

Kuzeybatı-güneydoğu yönünde dikdörtgen prizmal kütle şeklinde inşa edilen yapı, iki katlıdır. Köşk, içte düz ahşap tavan, üzeri alaturka kiremitlerle kaplı dört yöne eğimli kırma bir çatıyla örtülüdür. Yapının plan tasarımına bakıldığında iki yandaki odaların birbirine simetrik olarak açıldığı görülmektedir. Dikine uzanan koridorun güneydoğu yönünün batı kenarındaki kapıdan hela ünitelerine geçiş sağlanmaktadır. Bu kapıdan geçildikten sonra ana koridorun uzandığı dikdörtgen planlı daha küçük bir koridor bulunmaktadır. Bu koridorun simetrik konumlu iki kapısından helalara irtibat sağlanmaktadır. Her iki helâ mekânı da doğu-batı uzantılı dikdörtgen birimli küçük birer hacimden ibarettir (Şekil 13). Yapılan restorasyon çalışmaları sonucunda zemin katın güneybatı yönündeki odanın ahşap dolabı (yüklük) kaldırılmıştır (Şekil 14).


Aynı düzenlemeye sahip üst katta ise kuzeydoğu köşedeki odanın orta alana açılmadığı anlaşılmaktadır. Mekâna giriş, orta kısımdaki odadan sağlanmaktadır (Şekil 15). Yapılan son düzenlemelerde üst katın helâ mekânında bütün ara duvarlar kaldırılıp enine dikdörtgen planlı bir üniteye dönüştürülerek arşiv ve depo olarak kullanılmaya başlanmıştır (Şekil 16).


Zemin katta mekânı ikiye ayıran sofanın kuzeydoğu yönünde üç mekân yer almaktadır. Güneybatı yönünde ise üç mekân ve başodanın yanında üst kata çıkan merdiven boşluğu bulunmaktadır. Kuzeydoğu yöndeki mekânlardan orta kısımda bulunan oda diğerlerinden daha büyüktür. Üst kattaki oda yerleşim planı da aynı şekilde düzenlenmiştir (Şekil 17-18).


Yapının tüm cephelerini, yatay bir kat silmesi kesintisiz dolanmaktadır (Şekil 19). Pencereler alt ve üst katlarda simetrik bir düzenlemede ele alınmıştır. Yapıyı aydınlatan pencereler dikdörtgen açıklıklı olup ahşap kasalara oturmaktadır. Açılış şekillerine göre, zemin kattaki pencereler açılan kanatlı (Şekil 20) üst kattaki pencereler düşey sürme (giyotin)[1] biçimindedir. Üst kat pencerelerin üst kısımları ise üçgen tepelikli olarak düzenlenmiştir (Şekil 21). Çatı kısmında dört yönde dışa doğru uzatılma sağlanarak aynı zamanda geniş bir saçak teşkil edilmiştir. Saçakların alt düzeylerinin ise ahşap levhalarla kaplanmış olduğu gözlenmektedir (Şekil 22).




Kuzeybatı yöne bakan ön cephenin ortasındaki çift kanatlı ahşap kapıdan zemin kata giriş sağlanmaktadır. Ana giriş kapısının çift kanatları üç tablalıdır. Söz konusu kapının, yapıya sonradan eklendiği ve sanat değeri taşımadığı anlaşılmaktadır. Günümüzde giriş kapısının üzerinde bulunan ve ahşap konsollarla desteklenen balkon, muhdes özellik göstermektedir. Ön cephenin orta ekseni ise üçgen alınlıklı bir çatıyla sonlandırılmıştır (Şekil 23). Eski tarihli bir fotoğraftan, söz konusu balkonun, yan kanatlardaki birer pencereyi de kapsayacak genişlikte ve alt katta iki serbest taşıyıcı tarafından destelenecek şekilde kâgir olarak inşa edildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca balkon üzerinde, üst kattaki sofayı aydınlatan dairesel formlu tepe penceresinin mevcudiyeti gözlenmektedir. Buranın düşey dikdörtgen formlu ahşap kapısı birinci katın sofasıyla irtibatlandırılmıştır (Şekil 3, 24). Günümüzde, söz konusu tepe penceresinin yapılan onarımlar neticesinde kaldırıldığı anlaşılmaktadır.


Güneydoğu cephenin batı yönündeki köşe, çıkma oluşturacak şekilde ıslak zemin ünitesine ait bir kütle hâlinde düzenlenmiştir (Şekil 25). Bahse konu kütlenin, gerek malzeme gerekse arşiv fotoğrafları dikkatle incelendiğinde yapının güneydoğu cephesine sonradan eklendiği anlaşılmaktadır. Yapının VEKAM’da TKV0995_02 envanter numaralı eski bir fotoğrafına göre mevcut kapının binanın eski halinde çıkma yapan kütlenin kuzeydoğu duvarında yer aldığı rahatlıkla söylenebilir. Hatta, kuzeydoğu yöndeki kapı açıklığının önünde sundurma örtülü ahşap malzemeden yapılmış alelade bir giriş ünitesi de dikkati çekmektedir. Yine eski fotoğrafa bakıldığında cephenin doğu kenarında yer alan pencerelerin arasında cephe boyunca yükselen ve muhtemelen baca ile irtibatlı kısmi taşıntılı bir kütle görünmektedir (Şekil 26). Günümüzde bacayla irtibatlı söz konusu kütle mevcut değildir.


İki yan cephe ise birbirine kısmen simetrik olarak tasarlanmıştır. Özellikle üst kat odalar bol pencerelerle aydınlatılmıştır (Şekil 27-28).


5.3. Malzeme ve Teknik

Yapının bina malzemesinde zemin katta yığma taş, birinci katta ahşap karkas arası tuğla dolgu kullanılmış olup iç duvarlar bağdadi teknikte uygulanmıştır. Günümüzde dış cephe ve iç mekânın duvarları kireç esaslı malzeme ile sıvanmış olup üzerine dış cephede silikon esaslı boya, iç mekânda su bazlı boya uygulanmıştır. Yapının özgün zemin döşemesi ahşap kirişleme üzerine ahşap kaplamadır. Ahşap kaplamalı tavanların derzlerine ise ahşap çıtalar çakılmıştır.

5.4. Süsleme

Abidin Paşa Köşkü, süsleme olarak oldukça sade bırakılmıştır. Yalnız üst kat sofanın tavanında yüzeye aplike edilmiş sekizgen formlu göbeğin merkezinden çevreye ahşap çıtlarla yayılan bir tezyinat oluşturulmuştur. Dairesel kabara merkezine bağlı söz konusu ahşap çıtalarla dalgalı bir hat oluşturularak ışınsal bir düzenleme meydana gelmiştir (Şekil 29).

6. Değerlendirme ve Karşılaştırma

Abidin Paşa Köşkü, iç sofalı plan tipine girmektedir. İç sofalı plan tipine 16. yüzyıldan beri tesadüf edildiği bilinmektedir. (Kömürcüoğlu, 1950, s. 23). Bu tip genel olarak ortadaki sofanın iki yanının oda sıraları ile çevrilmesiyle meydana gelmiş olup bir diğer adı karnı-yarıktır (Eldem, 1984, s.18). 19. yüzyılın en yaygın çeşidi olarak özellikle İstanbul’da uygulanmış (Kuban, 2021, s.77) ve ihtiyaç dâhilinde eyvan, yan sofa ve merdiven sofası gibi birimlere eklenerek genişlemeye tabi tutulmuştur (İskender, 1995, s. 51). Geleneksel Türk evinin kent içi yapısında bile odaların düzeni ve odaların sofayla ilişkileri Türk evinin temel prensipleri altında yüzyıllar boyunca hassas bir denge içinde sürmüştür (Küçükerman & Güner, 1995, s. 71). İmparatorluğun diğer yerleşimlerine bakıldığında iç sofalı plan tipinde çok sayıda konut örneklerine rastlanılır. Ankara’da İtfaiye Meydanı civarında Yenice Sokak 50 numaralı Binbaşı Hafız Ağa Dedesi Sallantoğlu Evi (Kömürcüoğlu, 1950, s. 37), Karabük, Safranbolu’da Kaymakamlar Şehir Evi (Günay, 1989, s. 124-çiz.19), Konya ili Beyşehir ilçesi İçerişehir Mahallesi Mehmet Akif Sayın Evi (Biçer, 2008, s. 82-91), Kayseri Gavremoğlu Evi (1774) (İmamoğlu, 1992, s. 106), Manisa, Kula’da Küçük Göldeliler Evi (19. yüzyıl) (Bozer, 1988, s. 33-35), Gebze’de 18. yüzyıldan kalma Nalbant Kadri Usta Evi (Eldem, 1984, s. 164), Bursa’da Hükümet dairesinin yanındaki ev (Tomsu, 1950, s. 93), Antalya Elmalı’da Kandilzade Sıtkı Bey Konağı ( Ceylan, 2007, s. 75-78), Erzurum İspir’de İbrahim Erdoğan Evi (19. yüzyıl sonu), (Örnek, 2015, s. 142-151) ve çeşitli konutların mimarisinde iç sofalı plan tipini görmek mümkündür. Söz konusu tipin, taşradaki konut yapılarında İstanbul örneğinde olduğu gibi 19. yüzyılda da yaygınlık kazandığını söylemek mümkündür.

Türk konut mimarisinde iç mekândan dışa açılım sağlayan pencereler, sayı ve büyüklüğü ölçüsünde mekâna yeteri kadar aydınlatma sağlamıştır. Çalışmamızdaki köşk örneğinde olduğu gibi Türk evi genelinde alt ve üst kat pencere dizileri ve bunun üzerindeki tepe pencereleri ile konut aydınlatılmıştır. Abidin Paşa Köşkü’nün üst katında uygulanan düşey sürme (giyotin) pencerelerin, ince duvarlı ve hafif yapılarda yer kazanmak amacıyla yapıldığı bilinmektedir (Küçükerman, 1996, s. 106). Ayrıca pencerelerin söz konusu köşk örneğinde olduğu gibi alt katta açılıp kapanan, üst katta ise sabit camlı olması Türk evi kimliğinde yer alan önemli bir husustur (Küçükerman & Güner, 1995, s. 143). Bunun yanında geleneksel konut tipinde görülen geniş çatı saçakları sayesinde konutlarda istenmeyen ışığın engellenmesi sağlanmıştır (İskender, 1995, s. 41,63). Ön cephede beliren üçgen alınlıklı, iki yüzeyli çatılar ise İmparatorluğun hemen her bölgesinde sivil, askeri ve kamu yapılarında görülen bir öğedir. Giriş cephesinin orta aksının üçgen alınlıkla vurgulanması Ampir üslubun etkilerini göstermektedir.

Konutlarda kullanılan malzeme, coğrafi bölge kadar devletin ekonomisini hatta dönemin beğenisini de ortaya koymaktadır. Hımış teknikli konutlara İmparatorluğun genelinde rastlanılır. Ankara evlerinin geleneksel yapı sisteminde alt kat duvarlar kâgir veya kerpiç dolma özelliğinde iken üst kat dolgulu ahşap iskelet sistemine sahiptir (Kömürcüoğlu, 1950, s. 56). Abidin Paşa Köşkü de aynı şekilde alt kat taş, üst kat ahşap dikme arası tuğla dolgu ile inşa edilmiştir. Tuğla dolgulu hımış teknikli yapılara özellikle Marmara çevresi, Kuzey Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde nadiren de olsa Ankara çevresinde rastlanıldığı ifade edilmiştir. ( Ataman, 2007, s. 36). Bu tür malzeme ve geniş çatı saçağına sahip konut tiplerini Ankara’nın tarihi yerleşimlerinde ve günümüzde artık yok olmaya yüz tutmuş şehrin bağ evlerinde görmek mümkündür. Söz konusu bağ evleri, yüksek taş kaide üzerinde balık sırtı tuğla dolgusu ve önlerinde çeşme veya havuzlu bahçe ve avlu (Eldem, 1984, s.60) özellikleri ile Abidin Paşa Köşkü’ne benzerlik göstermektedir. İstanbul’da geleneksel ev mimarisinde avlulu ev yapmak için gerekli araziyi satın alabilecek düzeyde bir gelirinin olması ön koşut idi (Yerasimos, 2006, s. 314). Ankara’daki Abidin Paşa Köşkü’nün geniş bir bahçe içinde yer alması yanında giriş cephesi önünde taş basamaklı merdivenlerle inilen havuz eksenli avlusunun bulunması köşk sahibinin siyasi gücünü de gösteren bir özelliktir.

Köşkte bezeme öğesi olarak kullanılan tavan göbeğindeki süslemenin gelişmiş örneklerini Tokat (Çal, 1988, s. 41) ve Kayseri’deki (İmamoğlu, 1992, s.46) konut yapılarında görmek mümkündür. Çevresindeki ahşap çıtalarla güneşi yansıtan motif, Osmanlı süsleme sanatında II. Mahmud döneminde devletin ve padişahın gücünü simgeleyen bir tezyinat olarak kullanılmıştır (Bal, 2024, s. 146). Ampir özellikli güneş motifi, sonraki dönemlerde de çeşitli mimari yapı ve unsurlarda yaygın bir şekilde karşımıza çıkmaktadır.

Sonuç ve Öneriler

Abidin Paşa, 19. yüzyıl sonunda görevlendirildiği Ankara’daki valiliği sırasında şehrin kalkınmasına öncülük ederek çok sayıda hizmetlerde bulunmuş önemli bir bürokratik kişiliktir. Valiliği döneminde inşa edilen günümüzde Ankara’nın Çankaya ilçesi sınırlarında kalan iki katlı köşk, plan ve mekân tasarımı bakımından geleneksel Türk konut mimarisinin özelliklerini taşır. Köşkün tercih edildiği alana bakıldığında ise eski Ankara şehrinin kuşbakışı seyredildiği noktada olması özellikle düşünülmesi gereken bir konudur. Bu tarihi bölgenin yüksek bir tepe üzerinden izlenilmesi Paşa’nın idari konumuyla da ilişkilendirilebilir. Ayrıca inşa edilen yerin temiz ve sağlıklı havası ve çevresinde herhangi bir yapılaşmanın olmaması da diğer önemli faktörlerdir. Yapıda iç sofalı plan tipi tercih edilmiştir. İmparatorluğun bütününde özellikle 19. yüzyıldan sonra yaygınlık kazanan söz konusu plan tipinin tercih edilmesi dönemin işlevsel ve inançsal boyutunu yansıtması açısından önemlidir. Ayrıca köşkte, geleneksel konut mimarlığının malzeme ve tekniğine de sadık kalındığı anlaşılmaktadır.

Köşkün birçok işlevde kullanılması ve zaman olgusu nedeniyle binada bir takım müdahaleler ve yenilenmeler olduğu anlaşılmaktadır. Çeşitli onarımlar sonucunda yapıya eklenen muhdes elemanlar yanında bazı özgün unsurların kaldırılması da bir gerçektir. Köşkün zemin kat rölöve planına göre günümüzde yer almayan güneybatı köşedeki yüklük (ahşap dolap) bulunan odanın başoda olarak kullanıldığı söylenebilir. Müzeye dönüşüm süreci içinde yapılan değişikliklerden biri de yapının zemin sulanması riski doğuran mutfak bölümünün kaldırılmış olmasıdır. Bu bölüm günümüzde müze teşhir odasına çevrilmiştir. Ayrıca binanın ahşap pencere söve ve kasalarının, ahşap zemin döşemesinin ve üst kattaki sofayla bağlantılı merdivenlerin yenilendiği görülmektedir.

Binanın mimari ayrıntısı ve bezemesinde dönem üslubunun etkisi de gözlenmektedir. Çatının ön yüzeyinde beliren üçgen alınlık ve giriş cephesinin orta aksının bu şekilde belirginleştirilmesi, ahşap tavan göbeğindeki güneş motifi, avluyla bağlantılı yarım daire formlu merdivenler batı etkisini yansıtan özelliklerdir.

Yapı, hem Ankara’nın gelişimine önemli katkılarda bulunan Abidin Paşa’nın köşkü olması, hem de Millî Mücadele’nin subaylarının yetiştiği ilk harp okulu olması açısından tarihi öneme sahiptir. Tarihsel öneme sahip yapılara, bu önemlerine uygun olarak kültür durağı işlevi kazandırılmaları oldukça önemlidir. Bu bağlamda Çankaya Belediyesi tarafından açılan Abidin Paşa Köşkü Millî Mücadele Müzesi önemli bir hizmet olarak değerlendirilebilir. Yapının bir Millî Mücadele Müzesi olması ve genç subayların yetiştiği okul olması, müzeyi siyaset üstü bir kimliğe de büründürmüştür.

Bu çalışma örneğinde olduğu gibi Ankara’da hâlihazırda müze ya da başka işlevlerle kullanılan tarihi sivil mimari örneklerinin bir envanterinin çıkarılarak tarihçilerin ve sanat tarihçilerin çalışmalarıyla kapsamlı bir yayın haline getirilmesi gerekli görülmektedir. Ayrıca başta T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere diğer devlet kurumları ve yerel yönetimlerin uhdelerindeki benzer yapı türlerinin araştırılması için araştırmacıların çalışmalarına desteklerinin artırması gerektiği düşünülmektedir. Abidin Paşa Köşkü özelinde, müze binasının ve belirli bir alanının Çankaya Belediyesi uhdesine devredilmiş olduğu, ancak bütünlüğünü ve önemli ayrıntılarını günümüze kadar koruyabilmiş tarihi köşk çeşmesinin imar planı uyarınca Çankaya Belediyesi’ne ait olmadığı anlaşılmıştır. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yapılacak gerekli yazışmalar ve düzenlemelerle bu çeşmenin korunabilmesi adına etrafının müze çevresine dâhil olacak şekilde çevrilmesi gerekmektedir.

KAYNAKÇA

Aktüre, S. (1978). 19. Yüzyıl Sonunda Anadolu Kenti Mekânsal Yapı Çözümlemesi. ODTÜ Mimarlık Fakültesi Baskı Atölyesi.

Ataman, G. (2007). Hımış Yapının Taşıyıcılık Açısından Karşılaştırmalı Olarak Değerlendirilmesi (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul Teknik Üniversitesi.

Bal, T. (2024). Osmanlı Mimarisinde Ampir Üslûbu (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Marmara Üniversitesi.

Barnuby, F. (1877). On Horseback Through Asıa Mınor. Vol. 1. London.

Biçer, S. A. (2008). Beyşehir Tarihi Kent Merkezinde Geleneksel Ev Mimarisi (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Selçuk Üniversitesi.

Bozer, R. (1988). Kula Evleri. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.

Ceylan, E. (2007). Antalya’nın Akseki ve Elmalı İlçelerindeki Türk Dönemi Sivil Mimarlık Örneklerindeki Süsleme Özellikleri (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul Üniversitesi.

Çal, H. (1988). Tokat Evleri. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.

Çelik, Z. (1996). 19. Yüzyılda Osmanlı Başkenti Değişen İstanbul. (S. Deringil, Çev.). Tarih Vakfı Yurt Yayınları.

Eldem, S. H. (1984). Türk Evi- Osmanlı Dönemi. (Cilt I-II). Taç Vakfı.

Gülenç, İğdi, Ö. (2013). Abidin Paşa’nın Ankara Valiliği. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi 53 (2), 225-248. https://dergipark.org.tr/en/download/ article-file/2159664

Güler, A. (2002). Mi̇llî Mücadelede Kara Harp Okulu: Fotoğraflarla Ankara Abi̇di̇npaşa Köşkü Sınıf-ı Muhteli̇fe Zabi̇t Namzetleri̇ Tali̇mgâhı. Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi 18 (53), 423-442. https://dergipark.org.tr/tr/pub/aamd/issue/ 60906/903841

Günay, R. (1989). Geleneksel Safranbolu Evleri ve Oluşumu. Kültür Bakanlığı Yayınları.

Hasol, D. (2016). Pencere. Ansiklopedik Mimarlık Sözlüğü (14. b., s. 362-364) içinde.

İmamoğlu, V. (1992). Geleneksel Kayseri Evleri. Türkiye Halk Bankası.

İskender, B. (1995). Geleneksel Türk Evinde Işık Üzerine Bir Deneme (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul Teknik Üniversitesi.

Kırpık, G. & Yavuz, O. (2023). Tarihi Abidin Paşa Köşkü. (A. F. Yavuz, Ed.). Türk Yurdu Ankara Cumhuriyet’in 100. Yılına Armağan (s. 687-709) içinde. Türk Yurdu Yayınları.

Kolay, E. (2018). Osmanlı Yerel Yönetim Sisteminin Mimari Alana Yansıması: Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Belediye Binaları (Yayımlanmamış Doktora Tezi). Ankara Üniversitesi.

Kömürcüoğlu, E. (1950). Ankara Evleri. İTÜ Mimarlık Fak. Doçentlik Çalışması, İstanbul Matbaacılık.

Kuban, D. (2007). Osmanlı Mimarisi. Yem Yayın.

Kuban, D. (2021). Türk Ahşap Konut Mimarisi (5. b.). Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

Küçükerman, Ö. & Güner, Ş. (1995). Anadolu Mirasında Türk Evleri. T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları.

Küçükerman, Ö. (1996). Kendi Mekânının Arayışı İçinde Türk Evi. (5. b.). Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu.

Örnek, R. Ç. (2015). Erzurum/İspir İlçesinde Geleneksel Ev Mimarisi (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Atatürk Üniversitesi.

Peker, A. U. (2017). Ankara’da Tarihi Mimari’nin Sosyo-Ekonomik Değerlendirilimi İçin Bakış Açıları. M. Kar & M. A. Sarıkaya (Ed.), Şehir Ekonomisi Ankara Şehir Araştırmaları. (s. 9-32) içinde. Ankara Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın Dairesi Başkanlığı Yayınları.

Şahin Güçhan, N. (2001). 16-19. yy. Nüfus Tahminlerine Göre Osmanlı Ankarası’nda Mahallelerin Değişim Süreçleri Üzerine Bir Deneme. Y. Yavuz (Der.), Tarih içinde Ankara II (s. 123-154) içinde. ODTÜ Mimarlık Fakültesi Yayınları.

Tomsu, L. (1950). Bursa Evleri. İTÜ Mimarlık Fak. Doçentlik Çalışması. İstanbul Matbaacılık.

Texier, C. (2002). Küçük Asya (Coğrafyası, Tarihi ve Arkeolojisi) (Cilt 2). Enformasyon ve Dokümantasyon Hizmet Vakfı.

Uçaryiğit, E. (2017). Osmanlı Kentlerinde Kamu Yapıları ve Kentsel Düzen: Bursa, Edirne, Ankara, Konya Örnekleri (Yayımalanmamış Yüksek Lisans Tezi). Pamukkale Üniversitesi.

Yerasimos, S. (2006). 16. Yüzyılda İstanbul Evleri. S. Faroqhı & C. K. Neuman (Ed.), Z. Yelçe, (Çev.), Soframız Nur Hanemiz Mamur-Osmanlı Maddi Kültüründe Yemek ve Barınak (s. 307-332) içinde. Kitap Yayınevi.

İnternet Kaynakları:

https://www.cekulvakfi.org.tr. Ocak 6, 2025 tarihinde.

https://www.google.com/maps. Eylül 30, 2025 tarihinde.

Resim Kaynakları:

Koç Üniversitesi VEKAM Arşivi. Ocak 9, 2025 tarihinde.

Mustafa Koç Özel Arşivi

Rasih Nuri İleri Koleksiyonu

Çankaya Belediyesi Abidin Paşa Köşkü Millî Mücadele Müzesi Koleksiyonu

Arşiv ve Askeri Tarih Daire Başkanlığı (ATASE) Koleksiyonu

Harita Genel Müdürlüğü - Ulusal Haritacılık Kurumu Koleksiyonu

Rölöve ve Restorasyon Projesi’ne Ait Çizimler:

Çankaya Belediyesi Abidin Paşa Köşkü Millî Mücadele Müzesi Kurulum Süreci Öncesinde Yüksek Mimar ve Restorasyon Uzmanı Özgür ŞENOĞUL tarafından çizilmiştir. (Eylül 2022)

Atıf: Tanık, Saliha / Hergül, İlyas Can(2025). “Ankara’da Bir Osmanlı Valisinin Hatırası: Abidin Paşa Köşkü”, Arış, Aralık, Sayı:27, s. 105-128

Etik Komite Onayı

Bu çalışma, etik kurul izni gerektirmeyen nitelikte olup kullanılan veriler literatürtaraması/yayınlanmış kaynaklar üzerinden elde edilmiştir. Çalışmanın hazırlanma sürecinde bilimsel ve etik ilkelere uyulduğu ve yararlanılan tüm çalışmaların kaynakçada belirtildiği beyan olunur.

Çıkar Çatışması

Çıkar çatışması beyan edilmemiştir.

Kaynaklar

  1. Yukarı doğru sürülerek açılan pencere (bkz. Hasol, 2016, s. 362).

Şekil ve Tablolar